Hope & Faith

28/6/2006 - DUYURU

Blog dostlarım, Artık hopeandfaith blogumu sonlandırmaya karar verdim. Zaten epeydir sadece okuyucu konumunda sizlerin sayfalarını ziyaret ediyorum. Blog yazmıyorum.

 

Ancak yeni bir blog ile karşınızda olacağım. Madem blogum bu kadar okunuyor, okuyanlara birşeyler verebilecek, daha verimli olacak şekilde yepyeni bir blogla geliyorum.

 

 

Mutlaka bu yeni blogumdan haberiniz olacak.

 

Sevgilerimle,

 

Ebru

 

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

10/6/2006 - Dangur dungur konuşan, imada bulunan acizler...

Epey kafam karışık...

İş güç de yok ya artık çevremdeki konuşmalara takıyorum kafayı..

 

Pek anlaşılır gelmeyecek yazınca ama şu söz çok hoşuma gidiyor:

"Söylediğin sözün mahkumu, söylemediğinin hakimisin.."

Çok dogru. Herkes dangur dungur konuşuyor çevremde.. Susup dinleyince anlıyorum ki öyle laflar ki nereye çeksen oraya gider.. Yani imalı konuşmalar ediyor insanlar birbirlerine. Düşündüm de bir insan neden imalı konuşur?:

 

Neden biliyor musun; açıkça dile getirecek cesareti yoktur da ondan. Sen ona "imalı konuşuyorsun" dediğinde ise "aaa sana öyle gelmiş ben bişey demedim" diyerek korkuyla kaçar kendi lafından.

Ne acizce bir davranış değil mi.. İnsan acısın mı gülsün mü öylece kalakalır.. Ama iş hayatında öğrendiğim ve hayatım boyunca işime yarayacak birşey dir Susmak ve dinlemek..

Şimdi kim ne derse susuyorum ve bakıyorum. Bazen farkında olmadan anlamlı bakıyorum; aslında anlamsız anlamsız bakmak daha güzel bir cevap ama ona da çalışmam lazım biraz..

 

Şimdi sen diyorsun ki ne oldu acaba kimle ne yaşadı bu kız da boyle yazıyor diye..

Ama şunu net söyleyebilirim ki karşıma çıkan insanların %40 ından bu tür davranış görmüşümdür.

 

Şu günlerde çok kıskananım var durumu ona bağlıyorum. Çalışmıyorum, param var, hamileyim, kocamla mutluyum, huzurum da yerinde.. Eee kıskanılacak cok sebep var yani...

 

Ama ben yine de insanların birbirini kıskanmasından çok, birbirinin mutluluğuyla mutlu olmasını tercih ederim. Hatta tavsiye ederim.

 

Yoksa kendiyle barışık görünüp de aslında kendiyle ve hayatıyla savaşan insanların hiçbir zaman mutlu olamayacakları bir gerçek..

 

 

İşte dostlarım kıssadan hisse; sevgiyle kalın...

 

 

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

18/5/2006 - Soru Cevap yapalım..

Bu günlerde yine sobeleme olayları başlamış anlaşılan. İşte cevaplar..

 

*En çok gittiğiniz mekanlar (yer belirtirseniz ve özelliklerini herkes için referans olabilir)

 

Starbucks (artık başka yerde kahve içilmiyor.)

Cafe Nook (kızlarla vazgeçemediğimiz)

Beyaz Fırın (hafta sonları kahvaltı için tek geçerim)

 

*Bir mekanda aradığınız özellikler

Huzurlu hissettiren , sigara dumanından boğmayan, ferah, gelen insanları da düzgün olan mekanları tercih ediyorum.

 

*Eğlence anlayışınız

Arkadaşlarla bol sohbetli akşamlar, evde ya da dışarıda bir iki kadeh içki, güzel bir yemek..  

Sevdiklerimle olması şart..

 

*Ve en çok gitmek istediğiniz ülke

Moduma göre değişebilir. Şu anda Maldivlerde olmayı isterdim. Ya da Bora Bora'da.Yada Phuket'te.. ne biliyim.. huzur lazım bana..

 

*O ülkede ne yapmak isterdiniz

Hiçbirşey yapmadan saatlerce günlerce denizi izlemek. Tabi yanımda kocacımla.

 

 

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/5/2006 - Haberler birikti..

Evet tam 1 hafta önce 4,5 yıldır çalıştığım işimden kendi isteğimle ayrıldım. Ayrılmadan önce hep istifamı verdiğimde nasıl rahatlayacağımı hayal ederdim. Diğer istifa edenlere özenirdim. Ama maalesef iş sadece yapılan işlerden ve sevimsiz insanlardan ibaret değil. Geride birçok anı ve gözü yaşlı arkadaş bıraktım. Arkadaşlarımı bu kadar üzgün görmeseydim o kadar üzülmez ve hafiflerdim ama içim buruk buruk oldu... İşyerlerinde ailemizden fazla gördüğümüz insanlarla yaşadığımız güzel dostluklar, anılar kalıyor geriye bir tek.. O yüzden benden size tavsiye; iş hayatınızda insanları kırmadan, arkanızda sizin için ağlayacak dostlar bırakarak ayrılacak şekilde yaşayın.

 

Yıllardır evde oturma sebebim (eğer herkes çalışıyor ve ben evdeysem) genelde hastalık olmuştur. O yuzden pazartesi günü sanki hastaymışcasına bütün gün yattım. Ya da vücut iflas edip, o yüzden kendini rehabilite etti herhalde.

Salı Çarşamba Perşembe Cuma inanılmaz hızlı geçti. Çalışınca daha programlı oluyprmuş insan.. Meğerse bir güne amma cok program sıgdırıyormuşuz da farkında değilmişiz. Çalışmayınca 2 yere uğruyorsun, hoop gün bitti.

 

Bir yığın işim var bu hafta.. Bankaya gidip onlarca kredi kartımdan bir kısmını iptal ettiricem. Yılbaşında her biri için 15 YTL kart parası gelse en az 150 YTL kart parası vermem gerekecek ki buna hiç gerek yok. Zaten bana anlamadığım bir şekilde çılgınlar gibi kredi kartı geliyor kargoyla. Hiçbirisini ben talep etmedim ve artık son zamanlarda kargoyu kabul etmeyip ve ne olduguna bile bakmayıp geri yolluyorum. Cok sıkıldım artık bu kart çılgınlığından.  Ben hayatımda hiç kredi kartı başvurusu yapmadım. Mütevazi bir işim olmasına rağmen şimdiye kadar benim talebim olmadan onlarca kredi kartı geldi. Hem şimdi işsizim de.. Ama halen kartlar geliyor. Bu nasıl bir ülke böyle. Kanun falan yok mu bu banka kartlarıyla ilgili ? Neyse.. Pazartesi ilk iş banka olacak...

 

Haftaiçi biraz da evde oturmak istiyorum. Zeya da anlatmış çok özndim. Kitap okumak istiyorum artık. Hem de hepsini..

 

Bu arada kışlıkları da artık kaldırıp gardropları toparlamam gerekiyor. Ama sağolsun havalar o kadar kötü ki, daha gardrop işini erteleyebiliyorum.

 

Daha anlatacaklarım bitmedi aslında ama günlere böleceğim. heyecanlı olsun..

Blog yazmıyordum ama bloglarınızı sürekli okuyorum dostlarım..

 

Sevgiler

 

 

 

     

Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

18/4/2006 - Uzun zamandan sonra merhabalar

Uzun zamandır yazamıyorum. Yazamadığım bu dönemde işten istifa ettim. 1 Mayıs itibariyle artık çalışmıyorum.  Uzun bir yaz tatili yapmayı planlıyorum. Bu arada bol bol blog yazarım artık. O kadar çok yapmak istediğim şey var ki..

 

-Okuyamadığım bütün kitapları okumak istiyorum.

-İzleyemediğim tüm filmlere gideceğim. 

-Evlendiğimden beri evimde hiç doya doya oturmadım. Planlı programlı bir yerleştirme derleme toplama olayına giremedim. Şimdi artık baştan çekmecelere varıncaya kadar düzeltme olayına gireceğim. Evde elimin değmediği, kontrolum altına girmeyen tek bir nokta kalmayacak.

-Kardeşimin yanına Amerikaya gideceğim ve en az 2 hafta kalacağım.

-Havalar ısınır ısınmaz Bayramoğlunda uzun süre tembellik edeceğim.

-Göremediğim ziyaret edemediğim arkadaslarımla görüşücem.

-Ailemle daha fazla vakit geçiricem.

-Sırf hobi olsun diye yemek yapıcam. Değişik yemekler yapmayı deniycem.

-Yüzmeye yazılıcam.

 

Şimdilik aklıma gelenler bunlar.

Yakında bolca görüşmek üzere...

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Hayata hayretler içinde bir bakış...

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

Arkadaşlarım

kupavalesi
ruzgarlisokak
starfish
ar
kirmizisaclikiz
queency